Astrolojiyle İlgili Bilmek İstediğiniz Her şey!

25 Ocak 2026 Pazar

Merhaba sevgili okuyucularım,

Şubat ayındaki tutulmalara hazırlık yaptığımız, zihinsel ve duygusal olarak güçlü bir eşikten geçtiğimiz bir haftaya giriyoruz. Bu hafta için en önemli anahtar: zihni yönetmek, sakin kalmak ve büyük resme odaklanmak. Çünkü gökyüzü bize hem bireysel hem de kolektif düzeyde uzun yıllar etkisini gösterecek çok önemli kapılar açıyor.

Haftaya, etkisini hemen anlamakta zorlanabileceğimiz ama uzun vadede hayatımızın yönünü değiştirecek bir gezegen geçişiyle başlıyoruz. 26 Ocak’ta Neptün yeniden Koç burcuna geçiyor ve 2038’e kadar sürecek çok uzun bir döngünün kapısı aralanıyor. Neptün yaklaşık 165 yılda bir Koç burcuna gelir ve bu geçişler tarihsel olarak büyük kırılmalar, yeni başlangıçlar ve hayal–gerçek dengesinin sert biçimde test edildiği dönemlerle örtüşür.

Son Neptün Koç dönemi 1861–1875 yılları arasındaydı ve bu dönem, dünya tarihinde büyük savaşlar, kimlik krizleri ve kolektif yön değişimleriyle anılır. Bu nedenle bu geçiş, sadece bireysel değil, toplumsal ve tarihsel açıdan da yeni bir çağın başlangıcı olarak kabul edilir.

Neptün Koç’ta hayaller artık sadece hayal olarak kalamaz. Bu döngü bize şunu sorar:

Hayalin için gerçekten ne yapıyorsun?

İnisiyatif almak, risk almak, hareket etmek ve cesaret göstermek kaçınılmaz hale gelir. Aynı zamanda acelecilik, tez canlılık ve maymun iştahlılık da kayıplara neden olabilir. Bu nedenle bu uzun döngü boyunca kendi motivasyonumuzu, liderlik gücümüzü ve sinir sistemimizi sağlıklı yönetmek en kritik konu olacak. Hayal kırıklıkları da bu döngünün öğretmenidir; bizi daha gerçekçi, daha bilinçli ve daha sorumluluk sahibi olmaya zorlar.

Haftanın ikinci büyük vurgusu ise 28 Ocak’ta gerçekleşen Mars–Plüton kavuşumu. Astrolojide bu iki gezegen bir araya geldiğinde, güç, baskı, kontrol ve bastırılmış enerjilerin açığa çıkışı temaları çalışır. Bu tür kavuşumlar tarihsel olarak kriz dönemleri, otoriteyle gerilimler ve büyük dönüşüm süreçleriyle birlikte görülmüştür.

Bu kavuşumun Kova burcu temasıyla gerçekleşmesi, baskının özellikle zihin, düşünce yapıları, teknoloji, internet, sosyal medya ve kolektif alanlar üzerinden hissedilebileceğini gösterir. Bu hafta dünyada fikir ayrılıkları, özgürlük tartışmaları, dijital alanlarda gerginlikler ve toplumsal tansiyonun yükselmesi şaşırtıcı olmaz. Ancak bu etkiyi sadece korkutucu bir tablo olarak değil, eski sistemlerin zorlanması ve yeni bakış açılarına alan açılması olarak da okumak gerekir.

Bireysel düzeyde bu süreç bize şunu hatırlatır: Her güç mücadelesi bizim mücadelemiz değildir.

Gerçek güç, her savaşa girmekte değil; enerjiyi doğru yerde kullanmakta, zihni sakin tutmakta ve sınırları sağlıklı çizebilmektedir. Bu hafta özellikle düşünce yapısını esnek tutmak, gereksiz tartışmalardan uzak durmak ve zihinsel sağlığı korumak çok kıymetli.

Mars – Plüton Kavuşumunun Büyük Resme Yansıması

Mars ve Plüton’un bir araya geldiği dönemler, astrolojide tarihsel olarak kriz, güç savaşları, sert dönüşümler ve kolektif baskı dönemleriyle örtüşür. Bu kombinasyon, özellikle dünya tarihinde şiddet olayları, otorite krizleri, terör saldırıları, büyük politik gerilimler ve toplumsal patlamalar ile sık sık eş zamanlı çalışmıştır.

Örneğin geçmiş Mars–Plüton temasları, savaş dönemleri, büyük güvenlik krizleri ve küresel travmalarla aynı zamanlara denk gelmiştir. Astroloji literatüründe Mars–Plüton imzası, “sıkıştırılmış enerjinin patlama noktası” olarak tanımlanır. Bu nedenle bu kavuşumlar hem bireysel hem de kolektif düzeyde uzun süredir bastırılmış öfkenin, güç mücadelesinin ve kontrol savaşlarının görünür hale gelmesini temsil eder.

Bu kavuşumun Kova burcunda gerçekleşmesi, baskının özellikle:

Teknoloji ve dijital sistemler, internet ve sosyal medya, topluluklar, kalabalıklar ve kolektif hareketler, havayolu, iletişim ve bilgi ağları üzerinden çalışacağını gösterir. Plüton’un Kova’daki tarihsel döngüleri, geçmişte devrimler, rejim değişimleri, halk hareketleri ve kolektif bilinç sıçramaları ile örtüşmüştür. Fransız Devrimi ve modern demokratik sistemlerin doğuşu, Plüton’un Kova transitlerine denk gelen dönemlerdir. Bu nedenle bu kavuşum, sadece bireysel değil, küresel ölçekte de sistemlerin zorlandığı, güç dengelerinin değiştiği bir atmosfer yaratır.

Bu hafta dünyada daha fazla: Güç gösterileri, politik ve sosyal gerilimleri, dijital alanlarda krizler, toprak, hava ve enerjiyle ilgili sarsıcı gelişmeler görülmesi şaşırtıcı olmaz. Astrolojik olarak bu, “eski yapıların zorlanması ve yeni düzenin doğum sancıları” olarak tanımlanır.

Bu süreç; ortak projeler, ekip çalışmaları, internet üzerinden yürütülen işler ve sosyal bağlantılar açısından destekleyicidir. Ancak zihnin aşırı meşgul olması, kararsızlık ve karşı tarafı farkında olmadan sıkıştırma eğilimi de görülebilir. Bu nedenle ilişkilerde alan tanımak, iletişimi yumuşatmak ve karşılıklı zihinsel sınırlara saygı göstermek dengeyi korur.

29 Ocak Merkür – Venüs Kavuşumu

Haftanın kapanışında Merkür ve Venüs kavuşumu, sert enerjilerin ardından daha uzlaştırıcı ama zihinsel açıdan yoğun bir alan açıyor. Bu kavuşum, ilişkiler, iletişim, sözleşmeler, anlaşmalar ve karşılıklı görüşmeler açısından önemli bir eşik yaratır. Kova vurgusu nedeniyle ilişkiler daha duygusal değil, daha çok fikir, bakış açısı ve zihinsel uyum üzerinden şekillenebilir.

Bu etki, ortak projeler, ekip çalışmaları ve internet üzerinden yürütülen işler için destekleyicidir. Ancak zihnin aşırı meşgul olması, kararsızlık ve karşı tarafı farkında olmadan sıkıştırma eğilimi de görülebilir. Bu nedenle ilişkilerde alan tanımak, iletişimi yumuşatmak ve karşı tarafın zihinsel sınırlarına saygı göstermek dengeyi korur.

İlişkilerde sevgi kadar, zihinsel uyum ve iletişim kalitesi de belirleyicidir.

Özetle bu hafta bize şunu söylüyor:

Bu hafta attığınız adımlar sadece bugünü değil, önümüzdeki yılların yönünü de şekillendirebilir. Bu nedenle aceleyle değil, farkındalıkla ilerlemek hem kalbinizi hem aklınızı sürece dahil etmek en büyük kazancınız olacaktır.

Sevgilerimle

Sema Sidar